Her gün düzenli yazmaya çalışıp size daha çok bilgi, tecrübe ve özellikle düşündürücü fikirlerimi aktarmaya çalışıyorum. Bugün aşil tendonundan sorun yaşayan danışanımın bu duruma nasıl düştüğünden bahsedeceğim. Tahmin edersiniz ki kim olduğundan bahsetmeyeceğim ama kulağımıza küpe olması için bunları anlatmam çok önemli.

            Efendim, her zaman olduğu gibi bir kişinin bana ulaşması ve online danışmanlık almasıyla sürecimiz başladı. Sporcumuzun yaşı 40-50 arasında kilo fazlası var ve geçmişte uzun süre takım sporlarıyla uğraşmış. Takım sporlarına ara verdikten sonra bir hayli kilo almış. Gittiği spor salonlarında amacını doğru şekilde anlamadan haftada 1 gün 1 kas çalışılan 3*12’lerden oluşan tamamen amaçtan uzak bir programı kendisine vermişler. Danışanım ısrarla, ben incelmek, ince yapılı yağsız bir görünüme kavuşmak istiyorum dese de bu programa devam etmesini istemişler. Bir süre sonra amacına ulaşamayınca tecrübesine güvenebileceği bir antrenör arayışına girmiş ve bana ulaşmış. Sonrasında detayları konuşup birlikte çalışmaya başladık.

sakatlık beslenme

            Kendisi bir hayli istekli ve motive olmasının yanında birazda sabırsızdı. Hemen olsun ve hemen yağsız vücuduna kavuşsun istiyordu. Bunun zaman alacağını ve vücut adaptasyonunun öneminden uzun süre bahsettik. Sakatlıkların her zaman fazladan yapılan antrenmanlar ile başladığını ve bu konuda ısrarla yüklenme arttırılırsa sakatlıkların büyüyeceğinden bahsettik. Bu konulardan sonra, fiziki yeterliliğine ve yaşına uygun, eklemlerini, bağlarını kaslarını adapte edebileceğimiz bir program ile antrenmanlarına başladık. Elbette bu program adaptasyonun yanında yağ yakmasını ve kilo kaybetmesini sağlıyordu.

            Bu süreçte kendisi bir diyetisyen desteği de alarak süreci hızlandırmak istedi. Bence en doğru hamlelerden bir tanesidir. Özellikle sporcu beslenmesi konusunda yeterli bilgiye sahip bir diyetisyen fark yaratacaktır. Seçmiş olduğu diyetisyeniyle (Hande Erdoğmuş @dyt_handeerdogmus) konuşma imkanımız da oldu ve danışanımızı nasıl destekleyebileceğimize dair fikir yürüttük.

            Doğru antrenman ve beslenme ile yola çıkan danışanımız hızla kilo kaybetmeye ve incelmeye başladı. Uyguladığı antrenman kardiyo ve ağırlık çalışmalarının özel olarak karıştırılarak planlandığı özel bir yaklaşımdı. Bu süreçte kendisine fazladan antrenman yapmaması için tavsiyelerim oldu. Fakat motive olmuş bir insanın durdurulamaz bir makineye dönebileceğini unutmuştum, ta ki aşil tendonunda oluşan kısmı yırtık onu durdurana kadar.

            Bir gün telefon çaldı ve başımdan aşağı kaynar sular dökülmesine sebep olan şu cümleyi duydum, “ Hocam aşil tendonum yırtıldı” Nasıl? Nasıl olabilir? Bu antrenman ile olmaması gerekir. Kontrollü gidiyoruz, sıkı takipteyiz, beslenme kontrol altında vs vs. Efendim konuyu derinlemesine konuşunca, danışanımın antrenmanlara ek olarak, sabahları kalkıp interval tipi koşu antrenmanı yaptığını öğrendim. !^4#*=%&!! Senaca’nın şu güzel sözünü hatırlayalım, “Mutluluk bile haddini aşarsa eziyet olur.” Geçmişte takım sporları yaparken yırtılmış olan aşil tendonu tekrar kısmı olarak yırtılmıştı. Şişmiş ve ödem toplamıştı. Doktoru ödem indikten sonra durumun daha net olacağından bahsetmiş ve bir süre spora ara vermesini tavsiye etmişti. Bir süre ara verdik. Ödemin geçmesinden sonra çekilen Mr’da durumun çok korkulacak kadar kötü olmadığını anladık fakat kısmı bir yırtık vardı. Tedavi edilmesi önemliydi. Tedavi süreci ve bu sürece uygun antrenman modellerine geçtik.

            Efendim buradan çıkarılacak bir çok ders var. Bu yüzden konuyu özetlemenin iyi olabileceğini düşündüm. Eğer spora yapmaya karar verdiyseniz, hangi branş olursa olsun önceliğiniz güvendiğiniz bir antrenörden destek almak olsun. Bir antrenörden destek aldıktan sonra yapacağınız en doğru şey, onun verdiği antrenmanların dışına çıkmamaktır. Biz antrenmanları planlarken, kişinin yaşına, antrenman yaşına, sağlık durumuna, geçmiş sakatlıklarına, amacına bakarak bu planlamaları yapmaya çalışıyoruz. Bu antrenmanlarda ise, adım adım ilerleyerek olabildiğince sporcuyu sakatlıklardan korumak ve sağlam temeller atmak istiyoruz. Sürekli ilgilendiğimiz ve koçluk sırasında edindiğimiz tecrübeleri yeni programlarımıza yansıtıyoruz. Sakatlıkla yüzleşmeden optimum performansa ulaştırmak en büyük hedefimiz. Böylelikle sporcuyu ileriye veya amacına taşımaya çalışıyoruz.

İnsan vücudunun kaldırabileceği mekanik stres miktarı ortalama bellidir. Geçmişte yazılan çizilen kitaplarda bu konuyla ilgili çok değerli fikirler vardır. Bu fikirleri göz ardı edip, daha fazla antrenman daha iyidir dersek yanlış yapmış oluruz. Hele ki kilo verme odaklı beslenmelerde, düşük kalori uygulamaları ile vücudun yeterli besin desteğini göremediği zamanlarda ısrarla antrenmanları arttırmak maalesef ki sakatlıkların yolunu açar. Bu yüzden antrenörlerin planladığı mekanik stresin daha fazlasını vücuda yüklememek için, ekstra antrenman, ekstra hareket yapmaktan vazgeçmek önemlidir. İnsana sormazlar mı, “Madem o kadar iyi biliyordun neden benle çalışmak istedin?”

Lafın özü inşaat mühendisinin yaptığı bina ile, youtubedan bina yapmayı öğrenen birisinin yaptığı bina hiçbir olur mu?

Efendim her zaman olduğu gibi okumak isterseniz diye bir makalenin linkini buraya eklemek isterim. Okumanız dileğiyle.

Profesyonel Sporcularda Beslenmenin Planlanması.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/999293

Kategoriler: Son Yazılar

Umut Varol

Kişilere özel olarak online fitness danışmanlığı vermekteyim. Benden destek almak için online fitness danışmanlığı sayfasını inceleyebilirsiniz.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir